peluş
Yoksa gözyaşına mı?
Hissettiklerine mi inanmalı?
Yoksa bencilliklerine mi?
Sevmeyi bilmeyenlerin elinde kırıldı diye bir kadın, bir daha sevmemeli mi?
Cennetteki ağacın adı neydi, ve ilk kim astı orada kendini?
Beni yıllar sonra bu masaya oturtan his, neden iyi hissettirmiyor bana kendimi?
İçince mi azalıyor acım, yoksa azalmasın diye mi içiyorum?
Aşk tesadüfleri sevmiyorsa, kader ne diye karşılaştırır bizi?
Bu insanlar, duygular...
Sadist bir Tanrı'nın işi.
Ve bu sevgi dedikleri, safi zarar, safi uykusuzluk.
Yağmurlu bir gece ürpertisi.
Sarılarak uyuduğum peluş oyuncak, şimdi bir sokak çocuğunun mutluluk sebebi.
İz bırakmak hediyeyle değil, sabretmeyle olur.
Düşünsene, önemsenmediğin biri için oturmuş içiyorsun.
Yüzünde buruk bir tebessümle, ince belli bardağa can çekiştiriyorsun.
Yorumlar
Yorum Gönder