herkes
Boğulmamak için gemiden kaçan herkese ithafen yazılmıştır.
İnsanlar değişebilen varlıklardır.
Bu bazen yıllar, bazen günler alır.
Ama bazı insanlar değişmek istemez.
Bunu anlayışla karşıladığımızı sanırız.
Sonra farkına varırız, biz neden değişelim ?
Öngörüsü yüksek insanlar, ileriyi gördüklerini iddia ederler.
Sevgiden bahsedip, telefonda ayrılmak gibi.
Aslında bunların yaşanması bir bakıma iyidir.
Çünkü bazı insanlar yaşadıklarından dolayı içine kapanık ve duvarlarla doludurlar. Sınırlar aşılabilir ama duvarlar, işte o biraz zaman alır ve genelde sizin değişip iyileşmenizi beklemeyen birine, siz de o zamanı tanımazsınız.
Kötü insanlar değiliz hiçbirimiz.
Kötü şeyler de yaşamadık.
Sadece yanlış insanları sevdik.
Yanlıştan kastım, o insanın kötü olduğu anlamına gelmiyor bu yazıda.
Sadece fikir ve görüş çatışması yaşıyoruz ve kimse elinden geleni yapmıyor.
Bunun yerine batan gemiyi terk ediyor.
Bence bu aşırı derecede gerçekçi bir düşünce.
Ölmemek için kendini kurtarmak.
Titanic filmindeki kötü adam gibi, en azından o da ölmedi ama o karakteri kimse sevmedi.
Yani kimse dört dörtlük değil.
Ve bir el uzatılmıyorsa o kişiye, onun da yapacağı bir şey yok.
Bazı insanlar, madem öleceğiz yaşarken ölelim derler.
Ben seninle mutsuzluğa da varım der.
Kimileri de bundan yorulmuştur.
Ben beni terk edip, benden giden herkesi affediyorum.
Onlar da beni affetsinler.
Çünkü kendi payımın da bilincinde bir özür dileyiş.
Yaralarımız bizden büyük oluyor her zaman.
Her yenilgi inanmakla başlıyor.
O ilk anda evleneceğim ben senle demek gibi, bir hayal oluyor her şey.
Çünkü insanlar artık acı çekip üzülmek istemiyor.
Çünkü herkesin zaten çok canı yanmış.
Bu yüzden anlıyorum.
Umarım herkes istediği şekilde mutlu olur.
Yorumlar
Yorum Gönder