bu benim yalnızlığım
Bazen bir çocuk gülüşü, bazen bir şarap şişesi bazen bir kadın, bazen bir ten.
Soluk, nadir kullandığım bir kelimedir.
Sevdiğim yazılarımın vazgeçilmesi gibi.
Zamanı kovalayan bir çocuk içimdeki, nereye ait olduğunu hala bilmediğim.
Gözleri altmış, bedeni 10 yaşında bir çocuk.
Eylemlerim kendi adıma.
Tüm savaşlarım, yenilgilerim.
Büyüttüğüm insanlar, küçülttüğüm insanlar.
Yaşadıklarımı yaşatmaya çalıştıklarım.
Bana dair tüm anılarım, hala çıkmayan kitabımın tozlu sayfalarında.
Daha çok acı lazım diyorum bazen.
Daha çok yenilgi.
Belki kazanılmış bir savaş bitirecek bu sessizliği.
Tanrı kavramları inançlarım, her şeyi bir sahil kasabasında kendimle kalınca ortaya çıkaracağım.
Belki, belkilerim bile kalmayacak bir gün.
Kendime dair yazdığım sanırım ikinci yazım ve unuttuğum o ikinci yazım gibi güneşli bazen yağmurlu ama hepsi soğuk yine aklıma gelen soluk kelimesi.
Kalabalıklar, gürültüler ve o gürültünün içinde bir ses.
Baba sesi, en çok bunu duymamak acıdır sanırım insanın içinde.
Ama, artık acı hissetmiyorum.
Çünkü nefret söylemleriniz, yalnızlığım kadar güçlü değil..
Yorumlar
Yorum Gönder