döngü
Görünmez gibiyiz hayatın içinde.
Unutkanlıklarımız hariç her şey istikrarsız.
Kaç kişi öldü?
Kaç gün sürdü?
Ne zamandır yazamıyorum bir şeyler.
Yoksa yazılacak bir şey kalmadı mı?
Sizde ne var ne yok?
Biliyorum yoktum bayağıdır.
Azınlığımızı korumaya çalışıyorum.
Sürekli üretmek, popülerlik kasmak için gerekli bir eylem, ama yazar olduğunu iddia eden insanlardan değilim neyse ki.
Yoksa altı ayda bir bir şeyler çıkarmak zorunda kalan bir tüccara dönüşürdüm.
İnsanlara aşktan sevmekten bahsedip kadına sadece et gözüyle bakan o üzgün, o aldatılmış adam rolü.
İnsanlar ne kadar açgözlü.
Ve ne güzel rol yapıyorlar.
Bense döngümü tamamlamaya çalışıyorum.
Hayatın getirdiklerinden çok, beklentilere sahibiz hepimiz.
Hep biraz daha fazlasını istiyoruz.
Ülkenin ekonomik durumunu gittiğimiz kafelerdeki dede seslerinden anlayabilirsiniz.
Ülkece kumara düştü memleket.
Sarhoşlar kaçak alkol yapmaya başladı.
İmkansızlıklar mucit yaptı bazı adamları.
Hatay ne oldu?
Seslerini duyan var mı hala?
Yeni bir savaşa hazır mıyız?
Kontrol edemediğimiz şeyler korkutmuyor mu sizi?
Bu sıkışmışlık hissi.
Ait hissedememe.
Potansiyelimizin ekmek parası adı altında çürüyüp gitmesi.
Hayatımızdaki insanların beklentileri.
Durduğunuz zaman bile çok durdunuz denmesi.
Hep bir kalıp, hep bir beklenti içinde olması herkesin.
Ailenizin bile ve bunu sözde sizi düşündüklerini iddia ederek söyleyen bireylerin hayallerinin mahalleyi bile geçmemesi.
Bu yolsuzluk, yoksunluk, tozlu bir yolluk gibi bekletilmesi yıllardır.
Yazılarda bile güzel olması için kafiye beklentisi.
Ahlakın estetik standartları olması gibi.
Kısacası sıkıldım yazdım.
Ve dümdüz bitirdim bu yazıyı.
Bak böyle.
Yorumlar
Yorum Gönder