kırmızı
Kırmızı bir elbise hatırladığım.
Sonra büyük bir gürültü kopuyor adamın içinde.
Sebebini anlamadığım.
Her yer cam kırıklarına çıkıyor.
Yerde kalan kopmuş et parçaları.
Aslında can yanmasından çok, yitirilen anıları anlatıyor.
Ben bağırıp çağıran insanları severim.
Çünkü samimidirler.
Dişlerini geçire geçire seven insanlardan korkmam.
Yapacakları bellidir.
Ama susan insanlar, o kapı eşiğindeki beyaz elbiseli kadın gibi.
İşte o kadından korkarım ben.
Çünkü kendi içinde parçalar kendini.
Beyaz elbise kana bulanır.
Ve o asil, siyah kırmızıyı çağrıştırır.
Kırmızı aşk anlamına da gelebilir, ölüm anlamına da.
Ben bir ölümün kıyısından döndüm.
Kendimi o kapı eşiğinde gördüm.
Ve vazgeçtim bağırmaktan çağırmaktan.
Çünkü samimi değil.
Sadece can yakıcıymış.
Kırıp dökmek ahmak işi bir uydurmaymış.
Kendinizle yüzleşin.
Zaten mükemmel değiliz, bari iyi olmaya çaba gösterelim.
Her kesik bir iz bırakıyor, biliyorum.
Ama geçmişinizdeki izlere bakmaktan vazgeçin.
Yüksekten suya atlamak gibi sevmek.
O kadar hızlı bitiyor ki düştüğünüzü anlamıyorsunuz.
Siz siz olun, karnınızın üstüne düşmeyin.
Çünkü çok canınız yanar.
Sadece sevin ve bırakın.
Ne olacaksa zaten o olacak.
Yorumlar
Yorum Gönder