kendimize kalan yalanlar
Hep bir anlamını arıyoruz.
Kendimize kalan yalanların.
Bildiğimiz kadar başa çıkabiliyor, genelde başa sarıyoruz,
aynı yalanları.
Susmuşluğumuza kattığımız değer kavramlarımız.
Ne kadar da önemsiz olduğunu anlıyoruz, varoluşsal sanrıların.
Tüm dinlere ait olmak istiyoruz mesela.
Keşfetmeye olan merakımız zaafımıza dönüşüyor zamanla.
Hep dinlediğimiz şarkıların istemsiz başa sarımları,
sanrılarımız.
Herkes kendi bilinmezliğini arıyor kara kutusunda.
Dağılmış parçaları birleştirmeye olan inancımız.
İnançsızlığa evriliyor ve evrim teorisinin fos çıktığına inanıyor din adamları.
Belli adanmışlıkları var, hayran kitlesi olan.
Ve katliamların bile alkışlandığı.
O yüzden sana sormak istiyorum beni okuyan.
Şu an hangi evrende arıyorsun kendini?
Ve ne kadar yol kat ettin benliğinde bensizken.
Mesela ben bir şeyler karalıyorum, arada tanımadığım bir kadının saçlarını savurmasına takılıyor gözüm.
Duraksıyorum.
İşte tam da bundan bahsediyorum bu anlardan hiç bir yere ait olmayan anlardan, tam da oradayım şuan.
Neden yazdığımı bilmeden yazıyorum.
Belki de en güzeli bu.
Yorumlar
Yorum Gönder